İlk defa 1977 yılında okuduğum Millgram otorite deneyini, 1984 yılından itibaren yönetim, özel olarak da liderlik seminerlerimde anlatırım. Bu deney 1960 lı yılların hemen başlarında yapılmış olup “İnsanların Otoriteye” ya da “Resmi Güce” boyun eğme durumlarını ölçmek için yapılmıştır.
Yazımın başında şunu belirtmeliyim ki, gerek din taassubu gerek “Vatan Millet Sakarya” tarzı taassup insanların ciddi bir çoğunluğunu emir veren güce boyun eğmeleri ve onların emirlerini karşılarındaki insanları öldürmek pahasına yerine getirmeleri şeklinde tezahür etmektedir.
Üzerinden neredeyse yetmiş yıl geçmiş bu tanınmış deneyin kısa özeti, üç dört dolar gibi bir ücretle kiralanmış insanların bir deney için toplanmaları ile başlar. Deney kapsamına alınacak deneklerden, kendilerine verilen dört dolara ilaveten deney boyunca kendilerine söylenen her şeyi yapacaklarına fakat sorumlu olmayacaklarına dair imza alınır.
Deney başlatılır. Deneyde deneklerin görmediği bir odada bulunan kişilere bazı sorular sorulacaktır. Sorulara doğru cevap verilmediğinde deneklerin görmediği odadaki kişilere düşük voltajlardan başlayarak, önce acı verecek ve en sonunda öldürecek voltajda elektrik, kademe kademe yükseltilerek verilecekti. Her hatalı cevapta voltaj yükseltilecek ve böylece ölümcül düzeydeki voltaja gelene dek içeriden gelecek acı dolu çığlıklar deneklerce duyulacaktı. Tabii bunlar birer kurguydu acı dolu sesler teyplere alınmıştı ve sözüm ona voltajlar uygulandıkça voltajı uygulayanların duyacağı şekilde ayarlanmıştı…
İşin acı yönü ve özü şudur ki, sadece dört dolar ve kıçı kırık bir imza için “deneklerin yüzde yetmişe yakını” emir tekrarlanıp, yapmanız şart, imzanız var denildiğinde öldürücü voltajı bile vermiş olmalarıydı. Bence bu deneklere inek demenin de (İneklere ayıp olmayacaksa) hiç bir zararı yoktur.
Gelelim yöneticilik ve liderlikte bunun günümüze yansımasına; sizler birer yöneticiyseniz ve bir tek kişi bile olsa bir insanı yönetiyor yani liderlik ediyorsanız, vereceğiniz emirlerin sonucuna mutlaka dikkat etmeli, on düşünüp, bir direktif vermelisiniz. Asker, polis veya jandarma gibi görevlerde buna çok daha fazla dikkat etmelisiniz.
Unutmamalısınız ki Millgram deneyinde okumuş yazmış / tahsilli kişiler dahil emre boyun eğmişlerdir hem de yüzde yetmişe yakın bir çoğunluk ile… buradan hareketle en basit yönetim tarzı, önce eğitimi baltalayarak cahiller yaratmak, sonra ayrımcılık sureti ile din, mezhep, ırk, farklılıklarını körüklemektir. Bunun sonucunda kör ve sağır vicdanları sorgulanabilecek tiplere, olmayacak emirler vererek, onları birer ölüm makinasına çevirmektir.
Günümüzdeki canlı bombalarda da daha dün, Hitler’in yaptığı insanlık dışı deney ve uygulamalarda da bu günlerde de ABD’nin İrana yaptıklarında da insanların sürü psikolojisi ile dolduruşa getirildikleri daha sonra “On Emirden” başlayarak dinlerin hiç birinde olmayan, dini de geçtim, insanlık anlayışına, vicdana sığmayan uygulamalar yaptırılarak insan öldürdükleri görülmektedir.
Günümüzde bir gelişme varmıdır? Maalesef yoktur. Bilimden, araştırmadan ziyade sorgulamadan inanmaya yönlendirilmiş, kafaları etnik veya dinsel hurafelerle doldurulmuş kalabalıklar, birbirlerini öldürerek hata yapmaktatadır. Bu hatalar sadece en büyüklerinden başlayarak, en küçüklerine bütün para babası şeytanların saltanatlarını sürdürmelerine alet olmaktadırlar.
Yönetirken unutmayın, resmi güç ve amir olarak her “vur” demeniz, “öldür” şeklinde dahi algılanabilir. İnsan olmamızın yolu sadece bilimin ve köklü eğitimin sağlayacağı vicdan ve akıldan geçer. Emir alanlar olarak da empatik olalım her emri sorgulamadan uygulayan empati yoksunu ineklerden olmayalım.
Ahmet Levent ÖNER
6 MART 2026)
Altıntepe
Yazıyı Paylaş:




